Anadolu, Ermeni çetelerin katliamlarına maruz kalan belgelerle dolu.

Onlardan biri Kahramanmaraş’a bağlı Süleymanlı köyü. Çocuk ve kadınlar bile bugün “Kanlı Köprü” denilen köprüden atıldı.

YILMAZ BİLGEN

Gözden kaçırmayın

Başkan Okay’dan 19 Mayıs Mesajı Başkan Okay’dan 19 Mayıs Mesajı

Anadolu’da yaşanan Ermeni katliamının en canlı örneklerinden biri Kahramanmaraş’a bağlı Süleymanlı kasabasında bulunuyor. Bölgede yaşayanların “Kanlı Köprü” ismini verdiği tarihî yapıyı yerinde görüntüledik ve bölge insanları ile konuştuk. Eski ismi “Zeytun” olan kasabaya daha sonra isyanı bastırmak için bölgeye gelen ve orada şehit edilen Binbaşı Süleyman’ın ismi verildi. Konunun uzmanlarından Prof. Dr. Nejla Günay, köprüde infazın bir metot olarak Ermeniler tarafından kullanıldığını söyledi. Günay, Ermeni çete liderlerinden Baron Agassi’nin 1895-1896 döneminde 20 bin Türk’ü katlettiğini ve bunu anılarında detayları ile paylaştığı bilgisini verdi.

ERMENİ ZULMÜNÜ DİNLEYEREK BÜYÜDÜK

Süleymanlı muhtarı Ramazan Erdemir ve köy eşrafı, gazetemize yaptıkları açıklamada “O dönem Türklere ait onlarca ev Ermeni çeteler tarafından içlerinde yaşayanlarla birlikte yakıldı. Birçok Türk erkek, kadın, çocuk komitacılar tarafından kaçırıldı birçoğu infaz edildi. Hepimiz bu zulümleri dinleyerek büyüdük” diye konuştular.
Muhtar Erdemir, Ermeni işkence ve katliamlarının en korkunç şeklinin kasabanın içerisinden geçen Zeytun Çayı üzerindeki köprüde işlendiğini söyledi. Erdemir “Bu köprüden onlarca Türk atıldı. Hepsi bedenleri parçalanarak şehit oldu. Köprünün her noktasında o gün işkence edilenlerin çığlığı saklı. Ninelerimiz, dedelerimiz, Osmanlıya başkaldıran Ermenilerin bazen günde 5-10 sivili köprüden attığını anlatırdı. Yine büyüklerimiz, bu kurbanlar arasında kadın ve çocukların da olduğunu, Ermenilerin bunu bir intikam şekli ve Türkleri tamamen bu bölgeden sürme amaçlı yaptıklarını anlatırdı” dedi.

İSYANIN MERKEZİ OLDU

İngilizlerin Anadolu’yu işgali ile başlayan ve Fransızların gelmesi ile tırmanan Ermeni isyanlarında Zeytun önemli bir yer tutuyor. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nejla Günay, seferberlik ilanına karşı çıkan Ermenilerin Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp ve Balkan cephelerinde yaşadığı kayıpları kendileri için bir fırsat olarak gördüğünü belirterek şunları söyledi: Çanakkale Savaşlarının devam ettiği dönemde tahrikler başladı. Ermenilere ilham veren bir diğer gelişme ise itilaf donanmasının Akdeniz’i geçip İskenderun Limanı’nı bombalaması, demiryolları ulaşımını keserek Türk ordusunun Filistin ve Mezopotamya ile bağlantısını koparması idi. Bu noktada İngiltere ve Fransız donanmalarının Akdeniz’i geçmesine paralel olarak İskenderun Körfezi’ne yakın noktalardaki Dörtyol, Musababa, Halep, Antep, Urfa ve Zeytun bölgeleri hareketlendi. Buralar ilk isyan noktaları olarak seçildi. Bu kalkışmanın merkez üssü olarak ise Zeytun seçildi.

İŞGAL GÜÇLERİNE KATILIP EN ÖN SAFTA SAVAŞTILAR

Ermeni çetelerin Zeytun’da (Süleymanlı) korkunç katliamlar gerçekleştirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Nejla Günay,  şunları kaydetti:
Bir yandan sivil katleden Ermeni komitacılar diğer taraftan da Rus ve Fransız işgal güçlerinin de en ön safında Osmanlı’ya karşı savaştılar. O dönem bir yandan Fransa, Adana ve Kilikya bölgesinde Ermeni milliyetçiliği duygusunu canlı tutarak bütün bölgeyi Anadolu’dan koparmayı hedefliyordu. Diğer yanda ise Rusya, Kafkas Ermenileri aracılığı ile sosyalist ve anarşist isimleri kullanarak Van, Zeytun, Haçin ve Diyarbakır Ermenilerini kışkırtmaya çalışıyordu. Bununla birlikte hem Batılı işgal unsurları hem de Rusya, Ermeni çetelere silah ve cephane tedarik ediyordu.