KASİAD Başkan Yardımcısı Gümüşer, küresel ekonomideki krizden dolayı gerileyen navlun ücretleri ve Covid-19 salgınının Türkiye dışındaki üretimlere olan olumsuz etkisinin azalmasıyla ithal ipliklerin Türkiye pazarına girişinin haksız rekabet ile yerli üretim üzerinde baskı oluşturmaya başladığını söyledi. Gümüşer, ithal iplik baskısının üzerine, özellikle bu yıl içerisinde artan enerji fiyatları ve işçilik masraflarının artmasıyla rekabetin daha da zorlaştığını kaydetti.

Benzine kallavi zam geliyor! Benzine kallavi zam geliyor!

Daralan piyasa nedeniyle son 6 aydır kapasite kullanımlarının yüzde 30’a kadar gerilediğini, birçok tesisin de ya kısmi olarak üretimi durdurduğunu ya da üretime devam etmesiyle mamul stoklarında ciddi artışlar yaşadığını belirten Hikmet Gümüşer, "Bu durum öyle kritik bir seviyeye ulaşmıştır ki, piyasada en ufak bir hareketlenme veya somut sipariş olması durumunda piyasa fiyatları üretim maliyetlerinin çok altında gerçekleşmektedir. İplik talebinin azalmasının yanında, ithal iplikler dolayısıyla arzın da aşırı miktarda artmasıyla serbest düşüşe geçen fiyatların, Türk iplikçiliğini rekabet edemez bir noktaya getirdiği açıktır. Örnek verecek olursak; Ne 30/1 ithal pamuk ipliği fiyatı 3,90 Dolar civarında iken yerli üreticiler olarak biz aynı ipliği 4-4,10 Dolar seviyelerinde satmaya çalışmaktayız. Ancak bu şekilde ithal iplik fiyatı ile rekabet edebilmekteyiz. Hammaddenin bugünlerde yaşadığı düşüş bile bu konudaki mağduriyeti giderememektedir. Güncel hali ile pamuk fiyatını 2,40 Dolar seviyelerinde düşündüğümüzde, bu hammaddenin verilen fire oranları ile ipliğe maliyeti 3,40-3,45 Dolar civarındadır. Bugün enerji ve işçilik maliyetlerini dikkate aldığımızda 1 kilo ipliğe düşen enerji işçilik maliyetinin 1,30-1,40 dolar bandında olduğu görülmektedir. Dolayısıyla kiloda 4,70 Dolar seviyelerinde ancak söz konusu ipliğin üreticiye maliyeti görülmektedir ve bu maliyetle ve satış fiyatı dengesinde üreticinin mağduriyeti çok açıktır” dedi.

"Rekabet, Türk iplikçiliği ile Özbekistan devleti arasında"

Tüm bu olumsuzluklara ek olarak Türkiye'nin en çok iplik ithal ettiği Özbekistan'da üreticilere devletin çok ciddi destekler sunduğunu, bunun da Özbek iplikçilerin üretim maliyetini düşürdüğünü söyledi. Durum böyle olunca Özbek iplikçilerle rekabet etmenin mümkün olmadığını ifade eden Hikmet Gümüşer, şunları kaydetti:

"Özbekistan’da pamuk fiyatları devlet destekleri ile dünya fiyatlarının çok altında gerçekleşmektedir. Enerji fiyatları kwh 0.06 dolar iken ülkemizde kwh 0.23 doların üzerindedir. İşçilik ücretleri 280 dolar civarında iken ülkemizde 450 doların üzerindedir. Dolayısıyla 1 kg 30/1 iplikte maliyet farkı, 1 doların üzerinde gerçekleşmektedir. Üretim maliyeti farklarının büyük kısmına Özbekistan devleti desteklerinin sebep olduğu göz önüne alındığında, Türk iplikçiliğinin haksız rekabet şartlarında boğulduğu ortadadır. Bir bakıma rekabet şartları Türk iplikçiliği ile Özbek iplikçiliği arasında değil de, Özbekistan devleti arasında oluşmaktadır. Bu haksız rekabet ortamının düzelmesi için Türk devletinin yüzde5-8 arası olan koruma tedbirini yükseltmesi gerekliliği kaçınılmazdır. Özellikle Avrupa pazarındaki enerji krizi ve o bölgedeki üretim tesislerinin de kapasite düşürdüğü şu günlerde, ihracatımızın yoğun şekilde gerçekleştiği Avrupa pazarına satış hacmimizin düşmesi de özellikle iç pazarda arz fazlalığına sebeplerden birisi olarak düşünülebilir. Bir diğer sebep ise; İthal iplik piyasasının da yine Avrupa ihracatının aynı sebeplerden dolayı düştüğünü düşünürsek, üretimlerine yukarıda bahsettiğimiz zorluklarla devam etmeye çalışan yerli üreticilerin yani Türkiye pazarının da ithal iplik üreticileri için bugünlerde hedef pazar haline gelmesi de iplik arzını ayrıca yukarılara çekmektedir. Bu haksız rekabet ortamının düzelmesi için Türkiye Cumhuriyeti'nin alması gereken tedbirleri özetleyecek olursak; firmaların bir süreliğine dâhilde işleme rejimi ile ithal etmelerinin önüne geçilmesi, dâhilde işleme rejimi çerçevesinde ihracatlar da eşdeğer eşya uygulamasının kaldırılması, ve yüzde 5-8 arası olan koruma tedbirinin kumaşta olduğu gibi en az yüzde 20 seviyelerine yükseltilmesi gerekmektedir.”