Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, 6 Şubat'taki Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle buruk şekilde karşılanan ramazanın, bereketine, feyzine ve hayrına uygun şekilde değerlendirilmesinin nasip olmasına yönelik temennisini dile getirdi.

Bu yıl belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının ramazana mahsus programlarını, yardım faaliyetlerini deprem bölgesinde yoğunlaştırdığını görmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Erdoğan, kendilerinin, depremin ilk günlerinden beri hep yaptıkları gibi felaketin yıkıcı etkilerine maruz kalmış şehirlere, oralarda yaşayan insanların yanlarına gittiklerini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyaretlerde hem kalıcı konutların temellerini attıklarını hem de iftarda depremzedelerle hasbihal ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Bayrama kadar deprem bölgesindeki temel atma ve iftar programlarımız sürecek. Ramazan Bayramı'nın sevincini, milletimizle paylaştıktan hemen sonra seçim gününe kadar kesintisiz devam edecek il ziyaretlerimiz başlayacak. Önümüzdeki sınırlı vaktin elverdiği ölçüde mümkün olan en fazla sayıda ilimizi ziyaret ederek vatandaşlarımızla kucaklaşmayı hedefliyoruz. Buradan depremzede kardeşlerime seslenmek istiyorum; seçim süreci sebebiyle değişen gündemin, sizleri, sizlerin yaşadığı şehirlerdeki durumu, yapılan yardım ve destek çalışmalarını, kalıcı konut projelerini unutturmasına asla izin vermeyeceğiz. Birileri kendi heva ve hevesleri, hırsları, giderek artan tehdit, tezyif, nobranlık kokan şımarıklıkları içinde kaybolup gidedursun, bizim kalbimiz de elimiz de hep deprem bölgesinde olacak. Hayatını kaybeden her bir vatandaşımızın acısını, evini kaybeden her bir insanımızın üzüntüsünü, yeniden ayağa kalkmak için bekleyen şehirlerimizin mahzunluğunu asla aklımızdan çıkarmayacağız."

- "85 MİLYON BİR VE BERABER OLARAK MÜCADELE EDECEĞİZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, altyapısı ve diğer tüm hizmetleriyle adeta yeni bir şehir gibi kurdukları geçici barınma merkezlerini yaygınlaştırmayı sürdüreceklerini, her gün binlercesinin temelini attıkları kalıcı konutların inşasına söz verdikleri şekilde bir yıl içinde bitecek şekilde hızla devam edeceklerini bildirdi.

Eğitimden sağlığa hiçbir hizmeti eksik bırakmadan deprem bölgelerindeki vatandaşların hayatlarının normale dönmesini sağlayacak faaliyetleri kararlılıkla yürüteceklerini vurgulayan Erdoğan, pazartesi günü diğer illerin ardından Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay'da şartları uygun olan okullarda da eğitim öğretime başladıklarını anlattı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sağlık hizmetlerini mevcut hastanelerde ve geçici merkezlerde verirken hızla yeni hastaneler inşa edip devreye alıyoruz. Deprem bölgesindeki tüm hizmetleri, aynı hassasiyet ve düzenle yürütmenin gayreti içindeyiz. Ülkemizin 11 şehrinin gözü yaşlıyken, diğer yerlerin vur patlasın çal oynasın aymazlığı içine düşmesine gönlümüz razı gelmez. Birileri unutsa da birileri geri plana itse de biz böyle bir yanlışın içinde olamayız. Acıların paylaştıkça azalacağı, yüklerin paylaştıkça hafifleyeceği, kayıpların birlikte çalışıldıkça kazanılacağı inancıyla 85 milyon bir ve beraber olarak mücadele edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer yandan deprem bölgesini ayağa kaldıracak çalışmaları yaparken yol haritaları olan Türkiye Yüzyılı vizyonundan asla geri adım atmayacaklarını söyleyerek, "Pazartesi günü TOGG yöneticileri misafirimiz olacak. En başından beri 'Yapamazsınız, fabrikası yok, fabrikasında üretim yok.' dedikleri, velhasıl atmadık çamur bırakmadıkları Togg önceki gece itibarıyla 177 binin üzerinde ön sipariş aldı. Bu tablo milletimizin, lisansı tasarımı ve üretimi ile gerçek anlamda ilk yerli otomobilimize samimiyetle sahip çıktığını gösteriyor." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasında, Türkiye'nin yerli ve milli otomobili Togg'un fabrikasının açılış töreninde, üretilecek ilk Togg'a talip olduğunu söylediğini anımsatarak, 3 Nisan Pazartesi günü aracını teslim alacağını belirtti.

Gelecek ay Hürjet'ten Anadolu Gemisi'ne kadar pek çok önemli savunma sanayi projesinin sevincini milletle paylaşacaklarını ifade eden Erdoğan, "Arife günü Karadeniz gazının Filyos İşleme Tesisi'ne getirilmesi törenini yaparken milletimize çok güzel müjdelerimiz de olacak. Böylece Enerji Bakanlığımızın azimli gayretiyle, arama ve sondaj gemilerimizin geceli gündüzlü çalışmasıyla, on binlerce personelimizin emekleriyle iki bayramı bir arada yaşayacağız." diye konuştu.

Şimdiden iki ayrı müjdeyi milletle paylaşmak istediğini aktaran Erdoğan, "Birincisi; elektrikte tüm abone gruplarında nisan ayından itibaren yüzde 15 indireme gidiyoruz. İkincisi; sanayicilerimizin kullandığı ve konut aboneliğine göre oldukça yüksek kalan doğal gaz tarifesinde, nisan ayından itibaren yüzde 20 indirim yapıyoruz." ifadelerini kullandı.

Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazlayla Türkiye'yi büyütme hedefine katkı veren sanayicileri desteklemek için ne gerekiyorsa yerine getirmeyi sürdüreceklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Akkuyu'daki nükleer güç santralimize 27 Nisan'da yakıt yükleyerek resmen nükleer tesis statüsü kazandıracağız. Hazır müjdelere başlamışken madencilerimize güzel bir haberimiz var; biliyorsunuz kamuya ve özel sektöre ait ocaklarda görev yapan 10 bin madencimiz deprem bölgesinde canla başla çalışarak milletimizin gönlünü kazandı. Türkiye Taşkömürü Kurumuna 1000 yeni madenci alarak hem madencilerimize olan şükranımızı ifade edeceğiz hem de üretimi arttırarak ekonomimize katkı sağlayacağız."

- "BUNLARI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer alanlarda da gelecek haftalarda atacakları adımlar olduğunu, Ankara-Sivas Hızlı Tren Hattı'nda seferlerin başlaması heyecanını Kırıkkaleli, Yozgatlı ve Sivaslılarla beraber yaşayacaklarını söyledi. Erdoğan, "Adam Sivaslı ama 'Sivas'a hızlı trene ne gerek var?' diyor ve bu adam da işte malum 6'lı masanın içinde... Bir zamanlar 6'lı masanın başında olanlar bununla ilgili ağır ağır laflar ediyorlardı ama şimdi maşallah el ele, kol kola yola devam ediyorlar. Bunları anlamak mümkün değil." diye konuştu.

Güvenlik korucularına da müjde veren Erdoğan, emekli maaşlarının alt sınırını 7 bin 500 liraya yükselten düzenlemeden, önceki uygulamaya göre emekli oldukları için aylıkları düşük kalan yaklaşık 42 bin güvenlik korucusunun da istifade etmesini sağlayacaklarını aktardı.

TBMM'nin de takdiriyle emeklilerin bayram ikramiyelerini de 2 bin liraya çıkardıklarını hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü.

"Görüldüğü gibi çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere hiçbir kesimi enflasyona ezdirmeme, kayıplarını telafi etme sözümüzü adım adım yerine getiriyoruz. Bu ülkede istisnasız her kesimi, refahını arttırma yanında hak ve özgürlüklerine kavuşturan, her türlü ayrımcılığı ortadan kaldıran, herkesi bağrına basan biz olduk. Daha önemlisi biz bu yaklaşımı birileri gibi maske kullanmak amacıyla değil, doğruluğuna ve hakkaniyetine inandığımız için yaptık. Seçimden milletimizin desteğiyle zaferle çıktıktan sonra da inşallah eser ve hizmet şölenimize, demokrasimizi güçlendirme reformlarımıza kesintisiz şekilde devam edeceğiz."

- "TÜRKİYE YÜZYILI'NIN İNŞASINA KİMSE SET VURAMAYACAKTIR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002 seçimlerine "Tek başına iş başına" diyerek girdiklerini ve milletin teveccühüyle iktidara geldiklerini, ilk dönem imtihanını başarıyla verdikten sonra 2007'de "Durmak yok, yola devam" diyerek milletten daha güçlü bir destek aldıklarını söyledi.

Emeklilik yaşı değişecek mi? Emeklilik yaşı değişecek mi?

2011 seçimlerinde "Türkiye hazır, hedef 2023" sözüyle milletin huzuruna çıktıklarını, iki seçimi birlikte yaşadıkları 2015'te kısa bir anın ardından kasımda tekrar 'Tek başına, iş başına' diyerek güven tazelediklerini; Türkiye'nin yeni yönetim sisteminin ilk seçimi olan 2018'te "Vakit Türkiye vakti" diyerek Cumhur İttifakı'nın zaferini ilan ettiklerini anlatan Erdoğan, "İnşallah 14 Mayıs'ta 20 yıllık eser ve hizmetlerimizle, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla kayıpların telafisi ve hayallerin hayata geçirilmesi kararlılığıyla milletimizden bir kez daha destek isteyeceğiz." dedi.

Seçimler için Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) belirlediği takvime ve usullere göre ilerlediklerini belirten Erdoğan, önceki gün itibarıyla cumhurbaşkanı adaylarının belli olduğunu, YSK'nın açıklamasına göre kendisiyle birlikte 4 cumhurbaşkanı adayı bulunduğunu ifade etti. Erdoğan, "Türk demokrasisinin gücünü ve ulaştığı olgunluk seviyesini gösteren bu gelişmenin ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum." diye konuştu.

"Biz milletimize, milletimizin basiretine ve ferasetine güveniyoruz." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Aziz milletimizin bugüne kadar girdiğimiz seçimlerin tamamında olduğu gibi 14 Mayıs'ta da kendisi, ülkesi ve geleceği için en doğru kararı vereceğine inanıyoruz. İnşallah bu sürecin sonunda milletin iradesi yine galip gelecek, Türkiye, 20 yıldır aralıksız sürdürdüğü kalkınma ve demokrasi yolculuğunu devam ettirecektir. Allah'ın yardımı, milletimizin takdiriyle, üstadın deyimiyle 'bu tekerlek tümsekte kalmayacak.' Türkiye Yüzyılı'nın inşasına kimse set vuramayacaktır. Bizzat kendi ifadeleriyle bir kumar masası olan, birbirlerine pusu kuran, kavgadan, kaostan ve istikrarsızlıktan başka hiçbir vaatleri olmayan 7'li koalisyon kesin bir yenilgiye uğrayıp siyasi mevta olacaktır."

Erdoğan, "Seçim dönemini deprem felaketi sebebiyle derinden sarsılan milletimizin acısına hürmeten uhulet ve suhuletle geçirmeyi planlıyoruz. Cumhur İttifakı olarak 6 Şubat'tan beri ortaya koyduğumuz vakur tavır, bu konudaki duruşumuzun en güzel örneğidir." ifadesini kullandı.

Yine aynı anlayışla mitinglerde yüksek sesli müzik kullanmayacaklarını belirten Erdoğan, "Muhalefetin aymaz, umursamaz, bencil tavrına rağmen biz kendi hassasiyetimizden taviz vermeyeceğiz. Böyle bir dönemde dahi siyasetin dilini ve iklimini zehirleyerek çıkar sağlama peşinde koşanlara itibar etmeyeceğiz." diye konuştu.

Eleştirilerini dillendireceklerini söyleyen Erdoğan, bir hadsizlik varsa gerekli cevabı vereceklerini dile getirdi.

İftira furyasının, gerçeklerin üzerini örtmesine göz yummayacaklarını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yalanlarla milletimizin kafasının bulandırılmasına rıza göstermeyeceğiz. Her platformda doğruları konuşmaktan, her fırsatta hakikati haykırmaktan çekinmeyeceğiz. Ne partimizin ne ittifakımızın ne de can borcumuz olan aziz milletimizin hakkını kimseye yedirtmeyeceğiz. Ama tüm bunları yaparken inancımızın ve kültürümüzün gereği olan asaletimizi koruyacak; soğukkanlılığımızı muhafaza edecek; aklın, vicdanın ve ahlakın rehberliğinden asla sapmayacağız. Muhataplarımızın bizi kendi çukurlarının içine çekmesine meydan vermeyeceğiz. Hep olduğu gibi dik duracağız, sağlam duracağız ama diklenmeyeceğiz. Karşımızdakiler ne kadar alçalırsa alçalsın; seviyeyi ne kadar düşürürse düşürsün. Biz, milletimize karşı hep muhabbetin diliyle, kardeşliğin diliyle, Hakk'ın ve hakikatin diliyle konuşacağız. Siyasetteki tecrübelerimiz bize, doğru üslupla yaklaştığımızda, gönlümüzü açtığımızda, icraatlarımızı hatırlatıp hedeflerimizi anlattığımızda kalbini fethedemeyeceğimiz hiç kimsenin olmadığını pek çok kez göstermiştir. Bizim için sokaktaki her vatandaşımız ya zaten ittifakımıza oy veren ya da oy vermeye aday seçmendir. Tüm farklılıklarıyla, güzellikleriyle, zenginliğiyle Türkiye büyük bir ailedir; 85 milyonun tamamı da bu ailenin mümtaz birer ferdidir."

Şeyh Edebali'nin, Osman Gazi'ye yaptığı tavsiyeler olarak hafızalara kazınan çağrısını, akıldan hiç çıkarmamak gerektiğini vurgulayan Erdoğan, Şeyh Edebali'nin "Ey Oğul" isimli şiirini okudu.

AK Parti kurulduğu, Cumhur ittifakı ile bir araya geldiği günden beri milletle böyle bir gönül bağı kurduğu için zaferden zafere koştuğunu ifade eden Erdoğan, "Bu ülkeye eser kazandırmaktan, bu millete hizmet etmekten daha büyük bir şan, şeref, itibar, gurur, bahtiyarlık tanımıyoruz. Milletimiz de girdiğimiz her mücadelede yeri geldiğinde 15 Temmuz gibi canı pahasına yanımızda yer alarak yolumuzun doğru, yerimizin kalbi olduğunu göstermiştir." değerlendirmesinde bulundu.

- "MİLLETİMİZİN SİYASET KURUMUNA OLAN GÜVENİNİ SARSMAMASINI İSTİYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önümüzdeki seçimlerde tüm cumhurbaşkanı adaylarından, tüm partilerden beklentimiz; rekabetin ve mücadelenin çıtasını, eser ve hizmet yarışının altına düşürmemeleridir. Muhalefetten yapamayacağı şeyleri vadederek, tutamayacağı sözleri vererek, yalan ve iftiranın dozunu artırarak, gerilimi tırmandırarak, milletimizin siyaset kurumuna olan güvenini sarsmamasını istiyoruz." görüşünü paylaştı.

Bunun acı örneklerinin son mahalli idareler seçimlerinde yaşandığını hatırlatan Erdoğan, daha sonra şehirlere çektirilen sıkıntıları hep beraber gördüklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanlığı seçiminin, cumhurbaşkanlığı yardımcılıklarının, bakanlıkların, milletvekillerinin 'ne vereyim abime' veya 'seç beğen al' mantığıyla dağıtıldığı bir işporta tezgahına döndürülmesinden rahatsızız. Seçimlerde ittifak haktır ama devletin yönetim kademelerini ayağa düşürmek, at pazarlığına dönüştürmek pespayeliktir. Ülkemize verdikleri zararın, milletimize yaptıkları ihanetin bedelini misliyle ödettiğimiz terör örgütlerini koltuklarının altına alan, onların peşine takılan siyaset anlayışını reddediyoruz. Siyasi cambazlıklarla terör örgütlerinin meşrulaştırılmaya çalışılmasını, meşru bir aktör gibi topluma sunulma gayretlerini kabul etmiyoruz. Eskiler 'Otu çek, köküne bak' derler. PKK, FETÖ, diğer terör örgütleriyle, onları besleyip üzerimize salan karanlık mahfillerle yürünen yolun hayra çıkması mümkün değildir."

- "KANDİL'DEKİ TERÖRİST BAŞLARI BAKIN NELER SÖYLÜYOR"

Erdoğan, "Bu temennimize karşılık gerçekte durumun ne olduğunu şöyle kısaca bir hatırlayalım" diyerek, HDP'li yöneticilerin PKK terör örgütüne ilişkin açıklamalarının ve Millet İttifakı'nda yer alan partilerin bu konuya ilişkin değerlendirmelerinin bulunduğu bir video izletti.

Vakıanın ve gerçeğin bu olduğunu söyleyen Erdoğan, milletin bu gerçekleri gördüğünü ve 14 Mayıs'ta gereken cevabı vereceğini vurguladı.

"Kandil'deki terörist başları bakın neler söylüyor" diyen Erdoğan, "Bizim anlatmamıza gerek var mı? Türkiye'den kaçan teröristler bakın Fransa'da şurada burada neleri söylüyor? Ve şu anda ana muhalefetin başındaki zat, terör örgütünü nasıl tanımlıyor, arkadaşları nasıl tanımlıyor? Bakıyorsunuz yavru muhalefet, o da nasıl tanımlıyor?" sözlerini sarf etti.

Bunları seçime kadar millete teker teker anlatacaklarını aktaran Erdoğan, "Anlatalım ki vatandaşımız bazı gerçeklerin farkına varsın." dedi.

Hiçbir siyasi partinin, terör örgütleriyle arasındaki mesafeyi net olarak belirlemeden meşruiyet tartışmasını aşamayacağını belirten Erdoğan, "Yıllardır mecliste temsil edildiği halde sırf bu sebepten dolayı meşruiyeti üzerindeki gölgeyi kaldıramamış bir parti zaten var. Normal şartlarda bu partiyi terör örgütü ile arasına mesafe koymaya davet etmesi gereken CHP'nin kendisinin aynı karanlık istikamete yönelmesi, demokrasimiz adına endişe vericidir. PKK terör örgütünün parlamentodaki uzantısını gidip parlamentodaki yerinde ziyaret eden ana muhalefet partisi değil mi? Ve bu ana muhalefet partisi şu anda onlarla acaba gizli kapılar arkasında neleri görüştü, neleri vadetti, nelerin pazarlığını yaptı?" diye konuştu.

Erdoğan, devlet ve hükümet olarak geçmişte ülkenin 40 yıllık yarası olan terör meselesini suhuletle çözmek için yapılabilecek her şeyi yaptıklarını vurguladı.

Cudi'de, Tendürek'te, Bestler Deresi'nde en güçlü şekilde terörle mücadeleyi verenin kendi iktidarları olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Onları oralarda mezara biz gömdük. O mağaralarda gereğini onlara karşı yaptık ve bütün bunlara rağmen ana muhalefetin başı ne diyor; 'Demirtaş'ı, zaten suçu yok ki, çıkaracağız' diyor. Yahu Diyarbakır'da 251 yavrumuzun ölümüne neden olan bu değil mi? Onların orada ölümüne sebep olan ve hukuk devleti olan ülkemizin bunu kalkıp da içeri alması karşısında sen nasıl böyle birisini hala dışarı çıkarmaktan yana adımını atarsın? Onun için benim milletimin üzerindeki sorumluluk çok büyük ve 14 Mayıs bu bakımdan büyük önem arz ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Samimi gayretlerine karşılık PKK terör örgütü ve Suriye'deki kolunun tercihini silahtan, kandan, bölücülükten, çukur siyasetinden yana kullandığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terörle mücadelede gittiğimiz konsept değişikliğiyle tehditleri sınırlarımız içinde değil kaynağında yok etmeye başlayarak, bu politikamızın gerisinde zaaf değil çözüm iradesi olduğunu da gösterdik. Aynı şekilde FETÖ de ülkemize ve milletimize yaptığı ihanetin bedelini mahşeri vicdan ve hukuk önünde ödedi, ödüyor ve ödeyecek. Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bu meseleler artık kapanmıştır. Yurt dışına kaçan veya içeride, cezaevinde yatan teröristleri şımartarak, kamudan tasfiye edilen terör örgütü mensuplarını cesaretlendirerek ülkemizi bu kazanımlarından geriye götürmeye Allah'ın izniyle kimsenin gücü yetmez. Siyasette rekabet, terör örgütlerine mavi boncuk dağıtmakla değil bu ülkenin insanlarına, kadınlarına, gençlerine daha iyi bir gelecek sunmak için proje geliştirmekle, vizyon ortaya koymakla olur. Devletimizin de milletimizin de kırmızı çizgisi olan bu hususlar seçimlere veya başka herhangi bir iç rekabete kurban edilemez. Şimdi, 'Sana söz, baharlar gelecek' diyenler, bu zihniyetle ancak Kandil'e, Pensilvanya'ya, ülkemize kin ve nefretle bakan kimi başkentlere bahar getirebilir. Bunların baharı da milletimiz için kara kıştan beter bir felakettir. Böyle bir ihtimalin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını bilmekle birlikte tarihe not düşmek adına biz ikazımızı tekrar ifade ediyoruz. Milletimizin önceki seçimlerin tamamında olduğu gibi 14 Mayıs'ta da en isabetli kararı vereceğinden şüphe duymuyoruz."

Erdoğan, seçimlerin ülke ve millete hayırlar getirmesini diledi.

AK Parti'nin kurulduğu günden beri hep takip eden değil takip edilen, örnek ve model alınan bir parti olduğunu dile getiren Erdoğan, AK Parti hükümetleri döneminde de dış politikada, savunma sanayisinde, sağlık sisteminde, eğitimde, ulaştırmada, şehircilikte, hayatın her alanında "böyle gelmiş böyle gider" düzenini kökten değiştirdiklerini kaydetti.

Erdoğan, sadece ezberleri bozmakla kalmadıklarını, aynı zamanda Türk siyasetine yeni bir soluk, yeni bir ufuk yepyeni bir bakış açısı kazandırdıklarını ifade ederek, şunları söyledi:

"Kendimizle, ülkemizle ve milletimizle birlikte rakiplerimizi de değiştirdik. Düne kadar Anadolu insanını hürmete ve hizmete layık görmeyenleri seçimden seçime de olsa milletin kapısını çalmaya mecbur bıraktık. Düne kadar milletin inancına, kültürüne, hatta bizatihi kendisine hakaret edenler artık eskisi gibi fütursuzca halka rağmen halkçılık yapamıyor. En azından zevahiri kurtarmak, 3-5 fazla oy almak için bile olsa artık hiç kimse bu ülkedeki sessiz çoğunluğu görmezden gelemiyor. Değişim söylemlerinin samimiyeti konusundaki tereddütlerimize rağmen muhataplarını bu noktaya getirmek AK Parti'nin başarısıdır."

Editör: Okebeli83 Okebeli83