SİYASET

Sefer Aycan, Sağlık Kanunu Değişikliği İle İlgili Konuştu!

TBMM Genel Kurulu'nda 'Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi' görüşmeleri bugün başladı.

Abone Ol

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, genel kurulda yaptığı konuşmada şunları ifade etti;

“Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan sağlıkla ilgili konularda değişiklik yapılmasıyla ilgili kanun teklifi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum.
    Birinci bölümde 7 madde var. Bu 7 maddenin içerisindeki 2'nci madde, makam tazminatı almayan hekim, diş hekimi ve uzman hekimlerin emekli maaşlarında iyileştirme yapmayı planlamaktadır, iyileştirme teklifi vardır.
    Bir diğer madde, 5'inci maddedir; 5'inci maddede, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarında aldığı sağlık hizmeti karşısında ödemelerde sorun yaşayan ve bu nedenle ödemesini yapmamış vatandaşın ödemelerinin takibinin düşmesiyle ilgili bir düzenleme vardır.
    1'inci madde ise önemli bir düzenleme içeren maddedir. 1'inci maddede, aile hekimliğiyle ilgili düzenleme var. Aile hekimliği yapmakta iken aynı zamanda aile hekimliği uzmanlığı eğitimi alan kişilerin bu eğitimle ilgili süresinin 2029'a uzatılmasıyla ilgili bir maddedir; bunu olumlu buluyoruz, gerekli buluyoruz. Çünkü aile hekimlerinin niteliğinin artması hakikaten gerekli ve faydalı bir düzenlemedir.
    Türkiye'de, bildiğiniz gibi, birinci basamak tedavi hizmetleri aile hekimleri tarafından verilmektedir. Aile hekimlerine düşen nüfusu azaltmak ancak aile hekimi sayısını artırmakla mümkün olabilir. Bir taraftan bu yapılmalı, diğer taraftan da aile hekimliğinin, aile hekimlerinin niteliği artırılmalıdır. 2.700 kişiye 1 aile hekimi düşecek şekilde planlamadaki hedefe ulaşmak önemli olacaktır. Böylece aile hekimlerinin verdiği hizmetler daha etkin olacaktır. Aynı zamanda da aile hekimlerinin -TUS sınavıyla ama merkezî yerleştirme dışında- aile hekimliği uzmanlığı eğitimini alması aile hekimliğinin niteliğini artıracaktır.
    Birinci basamak tedavi hizmetleri çok önemlidir; bu, şu anki sistemde aile hekimleri üzerine kurgulanmıştır. Bunun niteliğini artırmak, sayısını artırmak aile hekimliğini daha etkin hâle getirecektir. Aile hekimliğini daha etkin hâle getirmeliyiz, ne kadar etkin hâle getirirsek hastanelerdeki tedavi için bekleyen kuyrukları da azaltırız. Onun için aile hekimliği sisteminin özü sevk sistemidir, mutlaka ve mutlaka sevk sistemini de uygulamak gerekir, bunu desteklemek ve aile hekimliğiyle ilgili iyileştirmeleri yapmak lazım. Burada aile hekimliğiyle ilgili maddi bir düzenleme yok çünkü aile hekimliği sistemi ya da aile hekimlerinin ücretleri ve çalışma sistemleri farklıdır. Onların ayrı bir kanunu var ve bu kanun doğrultusunda aile hekimleri ücret almaktadır. Aile hekimlerine bu konuda iyileştirme yapılmasını da destekliyoruz. Yeni bir katsayı belirleyerek aile hekimlerinin durumunu da iyileştirebiliriz.
    Tabii, bir önemli konu da burada hiç bahsi geçmeyen kesim, temel sağlık hizmetleri veren kesimdir. Aslında sağlık hizmetinin temeli, sağlığı korumak ve geliştirmektir. Öncelikli iş aslında tüm sağlık teşkilatı açısından sağlığı korumak ve geliştirmektir. Öncelikli iş, hasta olmayı önlemektir. Bunun için de toplum sağlığı hizmetlerini güçlendirmek lazım. Sağlık Bakanlığının özellikle toplum sağlığı merkezlerinin sayısını arttırması gerekir ve buradaki çalışan kişileri teşvik ettirmek, özendirmek gerekir. Görülmeyen kahramanlar aslında onlardır, bulaşıcı hastalıkla mücadelede özellikle Covid 19'da görülmeyen kahramanlar sahada çalışanlardır, sürveyans ekipleridir ve aşılama ekipleridir. Bunların desteklenmesi, sayısının arttırılması, ekonomik olarak iyileştirilmesi, hastalık yükünü azaltmak açısından da çok önemli katkı sağlayacaktır.
    Şimdi, yasanın diğer maddeleri, özellikle 3, 4 ve 6'ncı, 7'nci maddeleri ise kamu hastanelerinde çalışanların, üniversite hastanelerinde çalışanların ve adli tıp kurumunda çalışanların ek ödemeleriyle ilgili düzenlemeleri içermektedir. Burada sabit ödemenin merkezî bütçeden yapılmış olması olumlu bir durumdur. Şöyle ki böylece iller arasındaki ve sağlık kuruluşları arasındaki fark kalkacaktır ve her sağlık kuruluşunda çalışan kişi mutlaka sabit bir şekilde döner sermayeden ek bir ödeme alacaktır. "Sabit" diye nitelendirilen bu miktar az çok tartışılabilir tabii ki ama en azından iller arasındaki ve sağlık kuruluşları arasındaki farkı kaldırmak ve bunu merkezî bütçeden vermek bir güvencedir; bunu doğru buluyoruz. Ama ek ödeme limitlerinin arttırılması ve buna bağlı olarak da... Tabii ki herkes farklı döner sermayeden yararlanıyor, farklı miktarlarda yararlanıyor ve bu her kuruluşa veya branşa göre de değişiyor; sabitlemek veya standardize etmek de zor. Şimdi, bunun olumlu etkiler yaratacağını bekliyoruz ama bir gerçek var, Türkiye'deki hastanelerde bir sıkıntı var; özellikle uzman hekimlerde, bazı branşlarda ayrılmalar oluyor. Esas bunu konuşmak lazım. Yani sadece eline geçen maaşı arttırmak veya bunun miktarını arttırmak yetmez, çalışma şartları veya özlük haklarıyla ilgili sorunları düzeltmek lazım.
    Şimdi, piyasa şartlarına baktığınız zaman, bir hekimin kamuda aldığı ücret veya muayene ücreti ile özel hastanelerdeki muayene ücretleri arasında çok ciddi farklar vardır ve bununla rekabet etmek de hakikaten zor ve bu yüzden ayrılmalar oluyor. Tabii, bu ayrılmalar sadece hekimin eline geçen parayla da alakalı değil, iş yüküyle de alakalıdır. Kamuda çalışan hekimleri ve üniversite hastanesinde çalışan hekimleri desteklemek ve teşvik etmek de lazım. Burada bir sorun var aslında; hekimler arasında bazı hekimlerin muayenehane açması, bazılarının muayenehanesinin olmaması önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Burada bir tutarsızlık var; bazı illerde mahkemeler mahkemeye başvuran hekimlere muayenehane açma hakkı verirken bazı illerde vermemektedir; bu da hekimler arasında farklılıklara sebep olmaktadır. Bir kısım hekim muayenehanede çalışmakta -özellikle öğretim üyeleri- veya bazı hekimler kamuda kayıt dışı çalışmaktadır. Bu da çalışma yapmayan hekimlerin iş yükünü arttırmaktır. Bunu önlemek açısından buna bir standart ve düzenleme getirmek lazım; ya, tamamen hiçbirisi muayenehanede çalışmasın ya da serbest bırakmak gerekir. Bu aradaki, huzursuzluğa ve karmaşaya sebep olmakta, muayenehanesi olmayan hekimlerin ise iş yükünü artırmaktadır ve bu iş yükünden dolayı da yıpranmalar veya terk etmeler de artmaktadır; buna mutlaka bir düzenleme yapmak gerekiyor.
    Bir diğer düzenleme ise, üniversitedeki öğretim üyeleri için de bir düzenleme yapmak gerekiyor. Performansı sadece hasta bakmaya endekslediğimizde -öğretim üyesinin esas işi aslında eğitim ve araştırmadır- bu, eğitim ve araştırmayı aksatmaktadır. Sadece muayene yapmak ve girişim yapmaya ek ödeme yaparsanız, eğitim faaliyetleri aksamakta ve bundan uzaklaşılmaktadır veya yıpranmalara sebep olmakta, öğretim üyesi istifaları şeklinde karşımıza bir sorun çıkmaktadır. Buna da bir müdahale etmek gerekiyor ve bu eğitimi önemsiyorsak, eğitim kurumlarının devamlılığını önemsiyorsak -ki çok önemli, geleceğimiz açısından bu çok önemlidir- üniversiteden veya eğitim araştırma hastanelerinden istifaları önlemek için de buna yönelik düzenleme yapmak gerekliliğini düşünüyoruz. Bu, işleyişi de artıracaktır.
    Bir diğer sorun, tabii ki fiyatlar çok arttı. Özellikle kamu hastanelerinin ve üniversite hastanelerinin sağlık hizmetlerini finanse eden SGK'nin bunu gözden geçirmesi gerekir, SUT fiyatlarının yeniden düzenlenmesi, bir artış yapılması da önemlidir. Bu, aynı zamanda dönere olan girdiyi artıracaktır ve döner sermaye üzerindeki yükü azalttığımızda, özellikle nöbet ücretlerini ve maaşları döner sermaye dışından genel bütçeye aktardığımızda döner sermayenin yükü azalacak ve döner sermayeden alınan cari harcamalar daha da rahat yapılacaktır. O zaman hastanelerdeki malzeme bulamama sıkıntısının da önüne geçmiş oluruz ve hastanelerin işleyişini de kolaylaştırırız diye düşünüyorum. Bunları yaptığımız zaman hastanelerdeki işleyiş daha rahatlayacak ve daha iyi sağlık hizmeti alınması da sağlanmış olacaktır diye düşünüyorum.

    Sayın Başkan ve sayın milletvekilleri; biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak tüm sağlık personelinin ne kadar özveriyle çalıştığının farkındayız. Özellikle eğitimlerinin ve çalışma hayatlarının çok zorlu olduğunu biliyoruz ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak tüm sağlık personeline minnettarız. Bu kanun teklifini destekliyoruz. Onun dışında da sağlık personeline yapılacak her türlü iyileştirmeleri, özlük haklarıyla ilgili düzenlemeleri ve çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeleri de destekleyeceğimizi belirtiyoruz. Kanun teklifinin sağlık çalışanlarına, tüm ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
    Teşekkür ederim, saygılar sunarım.”